Enerjimin Sırrı

Enerjimin Sırrı
hamburger.svg

Bu yazımda yakın çevremden ve sosyal medyadan beni tanıyan ve takip edenlerin sıkça sorduğu:

Nasıl sürekli hareket halinde, bu kadar enerjik ve aktif olabiliyorsun?

Elbette hepimiz için bu hayatta iyinin yanında kötü, hastalığın yanında sağlık, enerjinin yanında yorgunluk var, ve bu hayatın ferdi olarak benim hayatımda da var. Önemli ve asıl olan bunları nasıl yönetmeyi seçtiğimizdir.

Hayatımın dengesin sağlamak için yapmayı bilinçli olarak seçtiğim ve koruyucu tedbirler olarak gördüğüm bazı davranışlar var. Bunların en önemlilerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

1- Erken kalkarak güne iyi bir başlangıç yapıyorum. Sabahın bereketini erken yaşlarda keşfetmiş biri olarak her sabah erken kalktığım günlerin faydaları aklıma gelince uyanması daha bir kolay oluyor. Güne güneşin insana verdiği enerjiyi alarak başlıyor, kendi iç dünyama yatırım yapma şansını yakalıyor ve sükut içinde huzura duruyorum. Daha sonrasında hemen hemen hiç aksatmadığımız kahvaltı sofrasında eşim ve çocuklarımla en verimli paylaşımlarımızı yapıyoruz. Erken kalkmalar, hafta sonu farklı mekanları keşfetmek, İstanbul`u sakin ve trafiksiz yakalayarak tadını çıkarmak için fırsatlar da sunuyor.

2- ikinci olarak yediklerimizin sağlımıza ve enerji düzeyimize etkisi bilimsel olarak kanıtlandı. Doğal ve ekolojik ürünlerden öte organik ürünleri(özellikle evde, mümkün olursa da dışarıda)tercih ediyorum. Yediğimiz hiç bir şeyin %100 organik olmadığını biliyorum bununla birlikte organik ürünlerin yediğimiz birçok üründen %80 daha temiz olduğuna inanıyorum.(doktor masraflarımın azalmasından) Yemek felsefem özetle ‘az ve organik’ yemek. Rahmetli anneannemin dediği gibi: `Kör nefis körlensin´ cinsinden ara kaçamaklar elbette bizim hayatımızda da var.

3- Eş, iki erkek çocuk, geniş bir sosyal çevre, sivil toplum çalışmaları ve iş kadını kimliği ile dolu bir hayatım var. Kimliklerimizin çokluğu hayatımızın zenginliğinin göstergesidir bununla birlikte kimliklerimizi dengelemezsek hayatta mutluluktan çok kaos yaşarız. Yönetebileceğimiz kadar kimlikte kalmak en iyisi.Öncelikle ´Kendi olma´ kimliğime yatırım yapıyorum, bir zamanlar kendimi yok sayarak(sadece çocuklara kendimi adayarak) yaşamış, sonunda büyük bir patlamanın ortasında kalakalmıştım. Artık Haftanın bir günü, gün içinde de 1-2 saatimi kendime ayırıyorum. Bu vakitlerde bazen dışarda kahve içiyor, bazen tek başıma geziyor, bazen saatlerce kitap okuyor, bazen ruh dünyama ekstra yatırım yapıyor, bazen de bir eğitime katılıyorum. Bütün kimliklerimde dengeli yaşamak adına planlı ve programlı yaşıyorum. Ajandamı önceden saatlerle yazıyorum. Her şey elbette ajandadaki gibi gitmeyebiliyor (randevusuna geç gelenler, çocukların yada kendimin hastalıkları gibi) böyle durumlarda esneklik gösterip şimdi ne yapabilirim diyor yada B planı uyguluyorum. Her kimliğe gerektiği kadar vakit ayırmak da insanı verimlilik konusunda destekliyor; kimi zaman arkadaşlara, çocuklara, eşe yada işe gereğinden fazla vakit ayırarak diğer alanları ihmal edebiliyorum, o zaman sıkıntılar başlıyor. Hemen durum değerlendirmesi yapıyorum ve harekete geçiyorum, her geç kalış problemi daha da zor kılıyor çünkü.

4- Hayatı sade yaşamaya çalışıyorum. ¨Az çoktur.¨ tam bana göre bir söz. Evde kullanmadığım eşya nerde ise yoktur.(Sevgili eşimin alışması zor olsa da) Benim gibi kontrol duygunuz fazla ise az eşya kafa rahatlığı demek. Kıyafet konusunda temel parçalara yatırım yapar gerektiğinde aksesuar kullanırım.

5- İnandığım değerleri yaşama adına her gün düzenli ciddi bir gayret sarf ediyorum. İnsan olma yolunda olduğumu hatırlıyor ve böylece iç dünyama yatırım yapıyorum. Elbette bunun dış dünyama yansımasını hissediyorum. Böylece beklenmedik durumlarda enerjimi daha iyi koruyabiliyorum.

6- Tüm koçluk birikimlerimi kullanarak; olaylara farklı açılardan bakmak, pozitifte kalma teknikleri kullanmak, değerlerimi tanıyarak onları yaşatmak gibi ve en önemlisi bir Koçtan koçluk alarak bugünden geleceğe pozitif bakış açısı ile hedeflerime derinlemesine odaklanarak gidiyorum. Her gün yaşamak için bir sebebe ihtiyacımız var. Benim sebebim ise insan olma yolculuğumu mutlu, huzurlu ve anlamlı tamamlamak.

Tüm bu saydıklarım benim hayatımı dengelemek için zaman içinde tercih ve alışkanlıklarıma anlam katarak geldiğim yolu gösteriyor. Herkesin yolu elbette aynı olmayabilir.

Mükemmel olarak var edilmişiz ve yaşam içinde tercihlerimizle yaşıyoruz, bu yaşamın her şeye rağmen nasıl geçeceği bizim olaylara bakışımıza ve onları yönetmemize bağlı. Yani sıkıntılara, kontrolümüz altında olmayan şeylere üzülerek, etrafımıza karşı negatif olarak yaşamak da yada her şeyi olduğu gibi kabul edip şimdi ne yapabilirim diyerek çözüme odaklanmak da bizim irademizde. Hiç kimse için kolay değil hayat, kolay kılan yönetim biçimimiz. Sabahları geç kalkan, yemek için yaşayan hatta önüne her geleni yiyen, bekar ve çocuksuz sadece ağırlıklı iş kimliği ile vaktim yok diye sızlanan, randevularına her seferinde geç kalarak güvensizlik veren, arkadaş yada aile sohbetlerinde her gün saatlerini gereksiz harcayan yada onlara vakit ayırmaya bile tenezzül etmeyen, hedefsiz, gözü hep başkalarında olan, her çözüme bir sorunu olan insanların enerjik. mutlu yada başarılı olmaları nasıl mümkün olabilir?(bu benim kendime sorduğum sorum)

Bizden daha iyi şartlarda daha üzgün insanlar olduğu gibi, bizden daha zor şartlarda ama daha mutlu milyonlarca insan var dünyada.

Her zaman olduğu gibi bir koçluk sorusu ile bitirmek istiyorum;

Bu günden başlayarak büyük yada küçük, daha mutlu, başarılı ve enerjik yaşamak için nelere ihtiyacınız var?Sevgiler,

Esra Doyuk

en_GB